Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Zihinsel Stilin Hediyeleri ve Zorlayıcı Tarafları

HEDİYE TARAFI 1. Derin Gözlem Yeteneği     Ben yüzeyi değil, mikro farkı görüyorum. İnsanların ton değişimini fark etmek. Çelişkileri yakalamak. Davranışın altındaki duyguyu sezmek .     Bu sosyal zekâ nın güçlü bir formudur. Çoğu insanın kaçırdığı detayları ben yakalayabiliyorum.  Bu özellikle yazı yazarken büyük bir avantaj. Çünkü derinlik üretebiliyorum, yüzeysel içerik değil. 2. Desen Algılama Gücü        Parmak izi, kimerizm, çıkarım, el yazısı… Hepsi desen temelli konular. Desen algılama gücü yüksek kişiler: Karmaşık bilgiyi hızlı bağlar Sistemleri çözer İnsan davranışındaki tekrarları fark eder     Bu analitik yaratıcılıktır. Hem mantık hem sezgi birlikte çalışır. 3. Kimlik Üzerine Derin Farkındalık     Kimerizm gibi konulara ilgi duymak sadece biyolojik merak değil; kimlik merakıdır. Bu da yüksek öz farkındalık potansiyeline işaret eder. Kendini analiz edebilme, iç çelişkileri fark edebilme ve bunları yazıya dökebi...
En son yayınlar

El Yazısından Kişilik Analizi Yapma Yaklaşımı : GRAFOLOJİ

  El Yazısından Kişilik Okumak: Gerçek mi, Yanılsama mı?      Birinin defterine baktığımda sadece harf görmüyorum.Eğim görüyorum, baskı görüyorum, boşluk görüyorum.  Zihnim otomatik olarak bir hikâye kurmaya başlıyor.  Harfler sağa yatıksa “dışa dönük olabilir” diyorum. Satırlar yukarı çıkıyorsa “umutlu bir karakter mi?” diye düşünüyorum. İmza büyükse “kendini gösterme ihtiyacı var mı?” diye soruyorum.     Bunu bilinçli yapmıyorum. Beynim desen arıyor.  Grafoloji: Çekici Ama Tartışmalı Bir Alan     El yazısından kişilik analizi yapma yaklaşımının adı grafoloji .  Grafoloji, yazının eğimine, boyutuna, baskısına ve boşluklarına bakarak karakter özellikleri hakkında çıkarım yapmayı amaçlıyor. Teori kulağa oldukça mantıklı geliyor: Büyük harfler → özgüven Sağa yatık yazı → dışadönüklük Sert baskı → yoğun duygu Küçük ve sık yazı → içe dönüklük Çünkü biz somut bir izden soyut bir anlam çıkarmayı seviyoruz.  Ama mesele burada kar...

Eşsizliğin Kanıtı: PARMAK İZİ

  Parmak İzleri: Beni Ben Yapan Çizgiler      Bazen elime bakıyorum. Avucumdaki kıvrımlara, parmak uçlarımdaki o ince desenlere… Ve şunu düşünüyorum: Dünyada bunun bir eşi daha yok. Bilim buna “parmak izi” diyor. Ancak mesele yalnızca biyolojik bir izden ibaret değil; aynı zamanda kimliğe dair sessiz bir kanıt.      Parmak izleri, anne karnında gebeliğin yaklaşık 10–16. haftaları arasında oluşmaya başlar. Epidermal sırtlar (dermatoglifi) adı verilen bu yapılar, fetüsün gelişimi sırasında kalıcı biçimde şekillenir ve yaşam boyu değişmez. Yanabilirsiniz, yaralanabilirsiniz, yaş alabilirsiniz; fakat deri altındaki temel yapı korunduğu sürece o desen yeniden aynı biçimde oluşur.  İşte bu nedenle parmak izleri kimlik tespitinde kullanılır: Çünkü istatistiksel olarak benzersizdirler. Parmak İzleri Neden Bu Kadar Özel?      Bilimsel açıdan bakıldığında, her insanın parmak izi farklıdır. Hatta genetik olarak neredeyse birebir aynı olan...

DNA'MDA BİR BAŞKASI MI VAR ?

  Kimerizm: İçimde Birden Fazla Hikâye Olabilir mi?     Geçenlerde bir şey okudum ve zihnim günlerce onun etrafında dolaştı: Ya bir insan, biyolojik olarak iki farklı insandan izler taşıyorsa ?    İşte tam burada Kimerizm kavramıyla tanıştım. İlk başta mitolojik bir şey gibi geliyor kulağa. Zaten kelimenin kökeni de buradan geliyor: Chimera . Aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu bir varlık. Birden fazla parçanın tek bir bedende birleşmesi. Ama kimerizm bir masal değil. Bazen bir insanın bedeninde iki farklı DNA bulunabiliyor. Evet, yanlış okumadınız. Tek bir bedende iki ayrı genetik yapı. Bu Nasıl Mümkün Oluyor?    En yaygın açıklama şu: Anne karnında iki embriyo oluşuyor ama bunlar erken dönemde birleşiyor. Sonuçta tek bir bebek doğuyor ama aslında iki ayrı zigotun genetik izlerini taşıyor. Yani anne ikizlere hamile kalacakken tek çocuğa hamile kalıyor ve sonuç olarak doğan çocuk doğmamış kardeşinin genlerini taşıyarak dünyaya geliyor. Yani te...

İŞ YERİNDE MOBBİNG: Sessiz ve Sistemli Bir Yıpratma

     Bir süredir iş yerindeki bazı dinamikleri dikkatle gözlemliyorum. İlk bakışta her şey sıradan görünüyor: yoğunluk, stres, tempo… “Her yerde olur” denebilecek türden durumlar. Ancak zaman geçtikçe bazı davranışların rastlantı olmadığını, belirli bir kişiye yöneldiğini fark etmeye başladım.     Özellikle toplantılarda bu örüntü daha belirginleşiyor. Kişi konuşmak istediğinde sözünün kesilmesi, fikirlerinin duyulmazdan gelinmesi ya da aynı düşüncenin başka biri tarafından dile getirildiğinde değer görmesi… İlk anda küçük detaylar gibi duruyor. Fakat tekrar ettikçe bir bütün oluşturuyor. Ortada açık bir çatışma yok; bağıran, çağıran kimse yok. Ancak görünmeyen bir gerilim var.  Bu noktada mesele tek bir olay değil, süreklilik. Mobbing Nedir ve Nasıl İşler?     Psikolojik literatürde mobbing ; bir çalışanın sistematik, tekrar eden ve kasıtlı biçimde psikolojik baskıya maruz bırakılması olarak tanımlanır. Buradaki kritik unsur tekil bir çatışma değ...

DEHB Tembellik Değildir

     DEHB ve ERTELEME        Uzun süre kendimi “çok erteleyen biri” sandım. Yapmam gereken işleri son ana bırakıyordum, başlamakta zorlanıyordum, bazen hiçbir şey yapmadan saatler geçiyordu. Dışarıdan bakıldığında bu tembellik gibi görünüyordu. Hatta ben bile bir dönem öyle olduğuna inandım.Ama sonra şunu fark ettim: Ben ertelemiyordum. Ben başlayamıyordum.       Çünkü ertelemek, çoğu zaman bilinçli bir seçim. “Şimdi yapmak istemiyorum, sonra yaparım” demek gibi. Benim yaşadığım ise bundan farklıydı. Yapmam gereken şeyi biliyordum. Önemli olduğunu da biliyordum. Yapmadığımda ne olacağını da tahmin ediyordum. Buna rağmen zihnim sanki donuyordu. Başlatma düğmesine basamıyordum.En yorucu olan da buydu zaten: İstememek değil, isteyip başlayamamak.Bazen saatlerce yapacağım şeyi düşünüyorum. Planlıyorum, kafamda prova ediyorum. O iş için bana lazım olabilecek herşeyi hazırlıyorum. Ama o ilk adımı atamıyorum. Sonra içimde bir baskı oluşuyor. “...

DEHB SADECE DİKKAT EKSİKLİĞİ DEĞİL

      DEHB ( Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ) NEDİR?       DEHB'yi çevremizdekilere anlatmaya çalıştığımızda genellikle başlarını sallayarak bizi anladıklarını söylüyorlar, anlamasalarda anlıyormuş gibi yapıyorlar. Muhtemelen içlerinden bu ne saçmalıyor ya diye geçiriyorlar. Bazıları biliyor musun bende böyleyim aslında diyebiliyor. Çünkü onlara göre bu çoğu zaman sadece  ders dinleyememek , çabuk sıkılmak, biraz da dağınık olmaktır. Oysa DEHB hayatla kurduğumuz ilişkiyi baştan aşağıya etkileyen bir durum.    ZİHİN HİÇ SUSMAZ        DEHB li bir insanın zihni çoğu zaman hatta bana göre hiçbir zaman susmaz. Aynı anda birden fazla düşünce akar, biri bitmeden bir diğeri başlar. Bu yüzden bazen bir cümlenin ortasında diğerine atlanır, böylece anlatılan şey de yarım kalmış olur. Bu  DEHB li bireylerde sıklıkla rastlanılan bir durumdur. dışarıdan bakıldığında kişi dalgınmış gibi görünür. İçerideyse fazlalık var...